Görüşme başlıyor, karşınızdaki kişi dosyanıza bir göz atıyor ve o cümleyi kuruyor: "Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?" Mülakatın en bilinen sorusu budur ve tam bu yüzden en çok ezberlenen, en kötü cevaplanan sorusudur. Aynı soru bazen "Kendinizi tanıtır mısınız?" biçiminde, bazen de yalnızca "Sizi dinliyorum" denerek geliyor; üçü de aynı cevabı bekliyor. Oysa o cevabın tamamı bir buçuk dakikaya sığar.
Bu soru gerçekte ne soruyor?
Görünüşte bir ısınma sorusu, uygulamada değerlendirilen ilk cevap. Karşı taraf sizi tanımak istemiyor; işe yarar olanı seçip seçemediğinize bakıyor. Hayatınızda yüzlerce anlatılabilir şey var ve siz otuz saniye içinde hangisinin bu ilana ait olduğuna karar veriyorsunuz. Ölçülen şey aslında bu karar.
İkinci ölçüm daha sessiz: anlatınızın tutarlı olup olmadığı. İş değişiklikleriniz arasında bir bağ kurabiliyorsanız, karşı taraf sizi rastgele başvuran biri olarak değil, bir yöne giden biri olarak görüyor. Bağ kurulmadığında aynı geçmiş savrulmuş gibi duyuluyor.
Üçüncüsü çoğu adayın hesaba katmadığı bir gerçek: görüşmeyi yapan kişi çoğu zaman özgeçmişinizi o gün, hatta o dakika açmıştır. Sizin cevabınız onun için CV'nin sesli özeti oluyor. Ne anlatırsanız görüşmenin geri kalanı onun üzerine kuruluyor, çünkü sonraki sorular çoğunlukla bu cevabın içinden seçiliyor. Yani bu soru, konuşulacak konuları belirleme şansıdır.
Neden hayat hikayesi anlatmak işe yaramıyor?
En yaygın cevap biçimi kronolojiktir: doğum yeri, lise, üniversite bölümü, ilk staj, sonra sırayla bütün işler. Bu anlatım dürüsttür ama karşı tarafa hiçbir şey vermez, çünkü zaten elindeki belgeyi tekrar eder.
İki uçtan biri de sık görülüyor. Cevap ya beş dakikayı aşıyor ve dinleyen kişi bir yerden sonra takip etmeyi bırakıyor, ya da "CV'de her şey yazıyor zaten" diyerek üç saniyede bitiyor. İlki hazırlıksızlığın uzun hali, ikincisi kısa hali. İkisi de aynı izlenimi bırakıyor.
Üçüncü tuzak, sorunun kelimesine takılıp özel hayata girmektir. Medeni durum, memleket, hobiler ve aile bilgileri bu cevabın konusu değil. Soru "kendinizden" diyor ama kastedilen "bu iş bağlamında sizden".
İşe yarayan iskelet: şimdi, nasıl, neden
Cevabı üç parçaya bölün. Bu sıra çalışıyor, çünkü karşı tarafı en güncel ve en ilgili bilgiden başlatıyor.
- Şimdi ne yapıyorsunuz. Bir ya da iki cümle. Unvan, çalıştığınız yerin türü ve sorumluluğunuzun kapsamı. "Üç yıldır bir e-ticaret şirketinde müşteri destek ekibini yönetiyorum, altı kişilik bir ekip."
- Buraya nasıl geldiniz. İki ya da üç cümle. Tüm geçmişiniz değil, yalnız bu ilana giden hat. Aradaki işleri tek cümlede toplayabilirsiniz. Burada bir de somut sonuç söyleyin: neyi, ne kadar değiştirdiniz.
- Neden bu görüşmedesiniz. Bir ya da iki cümle. İlandaki hangi madde sizi buraya getirdi? Bu kısım kısa olduğunda daha inandırıcı oluyor.
Toplam altmış ile doksan saniye. Uzatmak gerekirse karşı taraf zaten soruyor.
Hazırlığın en pratik yolu şudur: ilanı önünüze koyun, en çok tekrarlanan üç maddenin altını çizin ve cevabınızı o üç maddeyi kanıtlayacak biçimde kurun. Anlattığınız her cümlenin ilandaki bir satıra karşılık gelmesi gerekiyor. Karşılığı olmayan cümle, ne kadar ilginç olursa olsun, bu cevaba ait değil.
Örnek cevap: deneyimli aday
"Şu an bir lojistik şirketinde satın alma uzmanı olarak çalışıyorum, yurt dışı tedarikçi ilişkileri bende. Buraya gelişim biraz da tesadüf değil: ilk işimde depo operasyonundaydım, tedarik tarafındaki gecikmelerin aslında sözleşme aşamasında başladığını orada gördüm ve satın almaya geçtim. Son iki yılda tedarikçi sayısını azaltıp teslim sürelerini kısaltan bir düzenleme yaptık, ortalama gecikme belirgin biçimde düştü. İlanda 'tedarikçi portföyünü sadeleştirme' maddesini görünce başvurdum, çünkü tam olarak yaptığım işin bir sonraki ölçeği gibi duruyor."
Örnek cevap: kariyerinin başındaki aday
Deneyim azken iskelet değişmiyor, yalnız ağırlık ikinci parçadan üçüncüye kayıyor.
"Bu yıl endüstri mühendisliğinden mezun oldum. Son iki dönem bir üretim firmasında yarı zamanlı çalıştım, hat verilerini toplayıp raporlayan tarafındaydım. Bitirme projemi de aynı konuda, duruş sürelerinin sınıflandırılması üzerine yaptım. İlanda süreç iyileştirme ekibinin veriyle çalıştığı yazıyor, öğrenmek istediğim yer tam olarak burası."
Kariyerinin başındaki adayların en sık hatası, deneyim eksikliğini kendi ağzıyla duyurmaktır. "Aslında çok bir tecrübem yok ama" diye başlayan bir cevap, karşı tarafın henüz aklına gelmemiş bir itirazı onun yerine kurar. Ne yaptığınızı anlatın, eksiği o değerlendirsin.
Örnek cevap: sektör ya da rol değiştiren aday
Geçiş yapan adayda kritik olan şey, değişimin bir kaçış değil bir seçim gibi duyulmasıdır.
"Altı yıl bankacılıkta kurumsal müşteri tarafında çalıştım. Son iki yılda işimin ağırlığı raporlamaya kaydı, veriyle uğraşan kısmı bana daha çok iş yaptırdı ve daha çok ilgimi çekti. Bu alanda eğitim aldım, kendi ekibimizin raporlarını bir panele taşıdım. Şimdi bunu tam zamanlı yapabileceğim bir yer arıyorum; ilandaki iş tanımı bugüne kadar yan iş olarak yaptığım şeyin kendisi."
Geçmişinizde açıklanması gereken bir ara varsa bu cevap onun yeri değildir. Boşluğu burada savunmaya girmek, sorulmamış bir soruya cevap vermek olur; nasıl anlatılacağını kariyer boşluğu yazısında ayrıca ele almıştık.
"Kısaca kendinizden bahsedin" denirse
Bazı görüşmeciler soruyu doğrudan kısaltarak soruyor. Bu, cevabı yarıya indirmeniz gereken bir işaret: otuz ile kırk beş saniye yeterli. Şimdi ne yaptığınızı söyleyin, tek bir somut kanıt verin, neden burada olduğunuzu ekleyin ve bitirin.
Aynı durum ön eleme telefonlarında da geçerli. Orada amaç çoğu zaman listeyi daraltmaktır; uzun cevap dinlenmiyor, uygunluk aranıyor.
Cevabı bir kez yüksek sesle kurun
Mülakatta kendini tanıtma alıştırması yapmanın karşılığı yüksek, çünkü bu cevap görüşmede kelimesi kelimesine tekrar ettiğiniz tek bölüm. Yine de bu cevabın yazılıp ezberlenmesi gerekmiyor, hatta ezberlenmesi zarar veriyor. Metni ezberleyen adaylar tek kelimede takıldığında baştan başlıyor ve ton okuma tonuna dönüyor.
İşe yarayan yöntem daha basit: üç parçayı madde madde yazın, sonra yüksek sesle iki kez anlatın ve süreyi ölçün. Telefonla kaydedip dinlemek çoğu kişiye ilk seferde iki şey gösteriyor: cevabın sandığından uzun olduğu ve ilk cümlenin zayıf kaldığı.
İlk cümleye ayrıca çalışın. Görüşmenin tonu genellikle orada kuruluyor ve düzeltmek için ikinci bir şans olmuyor.
Sık yapılan hatalar
- Özgeçmişi baştan sona okumak. Karşı tarafın elinde zaten var. Tekrar, bilgi değil süre tüketiyor.
- Özür dileyerek başlamak. "Çok ilginç bir geçmişim yok" ya da "nereden başlasam bilmiyorum" cümleleri, henüz hiçbir şey anlatmadan beklentiyi düşürüyor.
- Eski işvereni burada anlatmaya başlamak. Ayrılma sebebiniz ayrı bir sorunun konusu ve o soru büyük olasılıkla birazdan geliyor; buradaki cevabı ayrılma sebebi yazısında anlattık.
- Beklentileri bu cevaba sıkıştırmak. Maaş, çalışma düzeni ve yan haklar buraya ait değil. Maaş beklentisi sorusu kendi zamanında geliyor ve erken açıldığında pazarlık gücünüzü düşürüyor.
- Sıfat saymak. "Detaycı, takım oyuncusu, güçlü iletişim becerileri" gibi ifadeler kanıtsız kaldığında hiçbir şey anlatmıyor. Aynı iddiaları kanıtlı cümlelere çevirmenin yolunu kişisel beceriler yazısında yazmıştık.
- Şirketin adını bir kez bile anmamak. Her ilana gönderilebilecek bir cevap, her ilana gönderildiği izlenimi bırakıyor.
Son olarak
Bu cevabı hazırlamanın görünmeyen bir faydası var. Kendinizi altmış saniyede anlatabilen biri, sizi başkasına anlatacak kişiye de aynı cümleleri verebiliyor. Sizi bir yöneticiye ileten çalışan da aslında tam olarak bu üç parçayı kullanıyor: bu kişi şu an ne yapıyor, buraya nasıl geldi, neden bizim ilanımız.
Kendi cümlenizi kurmadıysanız o cümleyi sizin yerinize bir başkası kuruyor ve genellikle eksik kuruyor. Referansın gerçekte nasıl işlediğini referans ve torpil yazısında ayrıntılı anlatmıştık.
