Referansla iş bulmak, Türkiye'de çoğu insanın içine sinmeyen bir konudur. Kelimenin kendisi bile insanları ikiye ayırıyor: bir kısmı bunu hak edilmiş bir avantaj sayıyor, bir kısmı torpilin kibar söylenişi. Aradaki fark aslında oldukça net ve o farkı bilmek, referans istemeyi de kolaylaştırıyor.
Torpil ile referans arasındaki fark
İkisini ayıran şey niyet değil, sürece ne yaptıklarıdır.
Torpil, kararı değiştirir. Aday değerlendirmeden muaf tutulur, elemeler onun için gevşetilir, kendisinden daha uygun birinin önüne geçirilir. Burada ilişki, liyakatın yerine geçer.
Referans, karara girmenizi sağlar. Süreç aynen işler. Mülakata girersiniz, teknik değerlendirmeden geçersiniz, aynı sorulara cevap verirsiniz. Değişen tek şey, CV'nizin yüzlerce başvurunun arasında görülmüş olmasıdır.
Bu ayrımı en kolay şu soruyla test edersiniz: kişi işe alındıktan sonra o işi yapabiliyor mu? Torpille gelen biri çoğu zaman yapamaz, çünkü zaten yapabildiği için değil tanıdığı olduğu için oradadır. Referansla gelen biri işi yapamıyorsa zaten mülakatta elenir.
Aynı kişinin ikisini birden yapabildiği de doğru. Bu yüzden ayrım kelimede değil, davranışta aranmalı.
Şirketler referansa neden para ödüyor
Referans programları hayırseverlik değil. Orta ve büyük ölçekli birçok şirkette, getirdiği aday işe alınıp belirli bir süre kaldığında çalışana bonus ödenir. Bunun birkaç sebebi var.
Birincisi maliyet. İlan yayınlamak, danışmanlık firmasıyla çalışmak ve yüzlerce başvuruyu elemek hem para hem zaman harcar. Çalışanın getirdiği aday bu masrafın büyük kısmını atlar.
İkincisi ve daha önemlisi, yanlış işe alımın maliyeti. Uyum sağlayamayan bir kişi, birkaç aylık maaşın çok ötesinde bir kayıp demektir. Referans burada bir filtre işlevi görüyor, çünkü referans veren kişi kendi itibarını ortaya koyuyor. Çalıştığı şirkete "bu kişiye kefilim" diyen biri, tanımadığı ya da güvenmediği birini kolay kolay öne sürmez.
Bunu bilmek referans istemeyi rahatlatıyor. Karşınızdaki kişiden bir iyilik istemiyorsunuz. Ona da yarayan, şirkete de yarayan bir işlemi öneriyorsunuz. İstemekten çekinmenin sebebi genellikle bunu bir lütuf zannetmektir.
Referans sizi işe aldırmaz
En sık yapılan hata, referansı bir garanti sanmak. Değil. Referansın yaptığı tek şey, CV'nizin bir insan tarafından okunmasını sağlamaktır.
Bu küçük bir şey gibi duruyor ama değil. Başvuruların çoğu, kimse bakmadan sistemde kalıyor; bunun nasıl işlediğini CV'nizin neden okunmadan elendiği yazısında anlatmıştık. Referans, o yığının içinden çıkıp masaya konmanızı sağlıyor.
Gerisi size kalıyor. Mülakatı yine siz vereceksiniz, maaş konuşmasını yine siz yapacaksınız. Beklentiyi doğru kurmak önemli, çünkü "referansım var, iş tamam" diye düşünen aday hazırlanmayı bırakıyor ve genellikle orada kaybediyor.
O şirkette hiç tanıdığınız yoksa
Çoğu insan referans konusunu burada kapatıyor: tanıdığım yok, o zaman bana göre değil. Oysa referans üç ayrı kaynaktan gelebilir ve en verimlisi genellikle akla ilk gelen değil.
Güçlü bağlar yakın arkadaşlarınız ve halihazırda birlikte çalıştığınız kişilerdir. Sayıları azdır ve büyük ihtimalle sizinle aynı çevrede olduklarından, sizin bildiğiniz fırsatları biliyorlar.
Zayıf bağlar asıl işi yapan gruptur: iki şirket önceki iş arkadaşınız, aynı bölümden mezun olduğunuz ama yıllardır görüşmediğiniz biri, bir eğitimde tanıştığınız kişi. Onlar sizin görmediğiniz yerlerde çalışıyorlar ve tam olarak bu yüzden yeni kapı açabiliyorlar. Bu insanlara yazmak garip geliyor, ama karşı taraf için genellikle sizin sandığınız kadar garip değil.
Ortak zemin ise hiç tanışmadığınız insanlarla aranızdaki tek bağdır: aynı üniversite, aynı eski şirket, aynı meslek grubu. Buradan gelen dönüş oranı düşüktür ama sıfır değildir ve maliyeti yalnız birkaç dakikanızdır.
Referans isterken ne yazmalı
İyi bir referans mesajının üç özelliği var: kısadır, nettir ve karşı tarafın kolayca hayır diyebileceği şekilde kurulmuştur.
Zayıf bir bağa yazarken:
"Merhaba Deniz, Yapı A.Ş.'de birlikte çalışmıştık. Şirketinizde açık olan Kıdemli Veri Analisti ilanını gördüm, ilanın bağlantısı şurada. Son üç yıldır aynı işi perakende tarafında yapıyorum, özellikle raporlama otomasyonu üzerine. Uygun görürsen CV'mi ilgili ekibe iletebilir misin? İletmen mümkün değilse de hiç sorun değil, sadece sormak istedim."
Hiç tanımadığınız birine yazarken:
"Merhaba Selin, aynı bölümden mezunuz. Şirketinizdeki Ürün Müdürü ilanına başvurmayı düşünüyorum. Ekibin ne aradığını sizden birkaç cümleyle duyabilirsem başvurumu ona göre hazırlarım. Vaktiniz olursa çok memnun olurum."
İkinci örnekte referans istenmiyor olmasına dikkat edin. Tanımadığı birine kefil olmak kimseye kolay gelmez; ama iki cümle bilgi vermek kolaydır. O konuşma iyi giderse referans zaten kendiliğinden gelir.
Referans isterken yapılan üç hata
- Belirsiz istek. "Bir işe girmem lazım, aklında bir şey olursa haber ver" cümlesi karşı tarafa iş yükler. Hangi pozisyon, hangi ilan, neden siz? Bunlar sizin işiniz, onun değil.
- Uzun mesaj ve iliştirilmiş CV. Kimse tanımadığı birinin dört paragraflık mesajını ve ekli dosyasını açmıyor. Önce kısa mesaj, CV sonra.
- Israr. Bir hatırlatma normaldir; ikincisi ilişkiyi bitirir. Cevap gelmemesi çoğu zaman ret değil, meşguliyettir. Bu konuyu takip maili yazısında ayrıntılı ele almıştık.
Karşı taraf ne düşünüyor
Referans veren kişinin riski somuttur: önerdiği kişi kötü çıkarsa bunu şirkette kendisi taşır. O yüzden ona kolaylık sağlamak, isteğinizi kabul ettirmenin en pratik yolu.
Bunun anlamı şu: neden uygun olduğunuzu iki cümleye sığdırın ki o kişi sizi anlatmak zorunda kalmasın, kopyalayıp yapıştırabilsin. İşi kolaylaştırdığınızda evet deme ihtimali belirgin biçimde artıyor.
Bir de şu var: kimse tanımadığı birine kefil olmak istemez, ama çoğu insan tanımadığı birine kapıyı göstermeye isteklidir. Talebinizi küçültmek, cevap alma ihtimalinizi büyütür.
Sonuç
Referans, hak etmediğiniz bir şeyi almanın yolu değil. Hak ettiğiniz şeyin görülmesinin yolu. İlanların önemli bir kısmının zaten gerçek olmadığını, hayalet ilanları anlattığımız yazıda görmüştük; böyle bir ortamda içeriden bir insanın "bu başvuruya bir bak" demesi, gönderdiğiniz yüzüncü başvurudan daha değerli.
Tek yapmanız gereken, istemeyi bir iyilik dilenmek gibi kurmayı bırakmak.
