Bir pozisyon ilan sitelerinde yayınlanmadan önce çoğu şirkette bir adım daha vardır: mevcut çalışanlara sorulur. "Tanıdığınız var mı?" Bu adımın kurumsallaşmış hali çalışan referans programıdır ve Türkiye'de sanılandan çok daha yaygındır. Yaygın ama görünmezdir, çünkü tamamen şirket içinde işler.
Bu yazı programın ne olduğunu, şirketlerin neden para ödeyerek bunu teşvik ettiğini ve sürecin adım adım nasıl işlediğini anlatıyor.
Çalışan referans programı nedir?
Çalışan referans programı, bir şirketin açık pozisyonlarını doldurmak için kendi çalışanlarından aday önerisi topladığı ve önerdiği aday işe alınan çalışana ödül verdiği resmi bir sistemdir. İngilizcesi employee referral program, şirket içinde sıkça "arkadaşını öner", "aday öner" ya da doğrudan "referans programı" olarak geçer.
İki bileşeni vardır:
- Öneri kanalı: Çalışanın adayı kayda geçirdiği yer. Genellikle İK portalında bir form, bazen İK'ya gönderilen bir e-posta, büyük şirketlerde ayrı bir yazılım.
- Ödül kuralı: Aday işe alınırsa çalışana ne ödeneceği ve hangi koşulla ödeneceği. Tutar pozisyona göre değişir; ödeme genellikle adayın deneme süresini tamamlamasına bağlıdır.
Kritik ayrım şudur: bir arkadaşınıza "şu pozisyon açık, başvur" demek referans değildir. Referans, adayın sizin adınıza kayda geçmesidir. Kayıt yoksa bonus da yoktur. Bu, en sık yapılan hatadır ve yazının devamında ayrıca ele alınıyor.
Şirketler neden para ödeyerek bunu teşvik ediyor?
Çalışana ödenen bonus şirket için bir masraf gibi görünür. Gerçekte, alternatiflerinin yanında ucuz bir işe alım kanalıdır. Üç sebep var:
1. Ön eleme zaten yapılmıştır
Bir ilan yüzlerce başvuru getirir ve bunların büyük bölümü pozisyonla ilgisizdir. Referansla gelen aday, şirketi ve işi bilen biri tarafından süzülmüştür. İşe alım ekibi yüzlerce özgeçmiş yerine tek bir isimle başlar.
2. Süreç daha hızlı kapanır
İşe alım yazılımı sağlayıcılarının derlediği uluslararası verilere göre referansla gelen adaylarda işe alım süresi ortalama 29 gün civarındayken, genel ortalama 40 günün üzerinde. Aradaki fark yaklaşık iki hafta ve bu, pozisyonun boş kaldığı her günün maliyeti düşünüldüğünde şirket için doğrudan tasarruf demek.
3. Referansla gelen çalışan daha uzun kalıyor
Aynı derlemelerde referansla işe alınanların ilk bir-iki yıl sonunda şirkette kalma oranı, ilan sitelerinden gelenlere kıyasla belirgin biçimde yüksek çıkıyor. Sebebi tahmin edilebilir: aday şirketi içeriden tanıyan birinden duymuş, beklentisi gerçeğe daha yakın kurulmuş.
Bu üçü bir araya geldiğinde şirket için hesap basitleşir. Bir işe alım danışmanlığı firması, doldurduğu pozisyon için yaygın olarak adayın yıllık brüt maaşının belirli bir yüzdesini komisyon alır. Çalışana ödenen referans bonusu bu rakamın genellikle çok altındadır. Şirket daha az öder, daha hızlı işe alır ve daha uzun kalan bir çalışan kazanır.
Süreç adım adım nasıl işler?
- Açık pozisyon çalışanlara duyurulur. Bazı şirketlerde her pozisyon otomatik olarak iç duyuruya düşer, bazılarında yalnızca doldurulması zor olanlar.
- Çalışan adayı kayda geçirir. Formu doldurur ya da özgeçmişi İK'ya iletir. Kaydın tarihi önemlidir: aynı aday başka bir kanaldan daha önce gelmişse öneri geçersiz sayılır.
- İK adayı değerlendirir. Referans, adayın mülakata çağrılacağını garanti etmez. Garanti ettiği şey, özgeçmişin gerçekten okunmasıdır. İlan yığınında bu tek başına büyük bir avantajdır.
- Süreç normal işler. Mülakatlar, teknik değerlendirme, teklif. Referans veren bu aşamalara karışmaz.
- Aday işe başlar. Öneri kaydı işe alım kaydıyla eşleşir.
- Bekleme süresi dolar ve bonus ödenir. Yaygın uygulama, adayın deneme süresini ya da belirli bir çalışma süresini tamamlamasını beklemektir. Bazı şirketler ödemeyi ikiye böler: bir kısmı işe başlangıçta, kalanı altıncı ayda.
Kim ne kazanıyor?
- Aday: Özgeçmişi yığının içinde kaybolmuyor. En büyük kazancı para değil, görülme.
- Referans veren çalışan: Bonus kazanıyor; ayrıca birlikte çalışmak isteyeceği birini ekibe getirmiş oluyor.
- Şirket: Daha ucuz, daha hızlı ve daha kalıcı bir işe alım yapıyor.
Üç tarafın da kazandığı bir mekanizmanın bu kadar az konuşulmasının tek sebebi var: kanal görünmez. Program şirketin iç portalında duruyor, dışarıdan bir aday bunun varlığını bile bilmiyor.
En sık yapılan dört hata
Öneriyi kayda geçirmemek
Arkadaşınıza ilan linkini gönderip "başvur" demek, referans değildir. Aday kendi başına başvurduğunda sistemde sizinle bir bağı olmaz ve bonus doğmaz. Önce siz kayda geçirin, sonra aday başvursun.
Adayın zaten sistemde olduğunu kontrol etmemek
Çoğu programın kuralı nettir: aday son X ay içinde şirkete başvurmuşsa ya da İK veri tabanında kayıtlıysa öneri geçersizdir. Önermeden önce adaya "buraya daha önce başvurdun mu?" diye sormak, sonradan yaşanacak bir hayal kırıklığını önler.
Uygun olmayan adayı önermek
Referans, adınızı ortaya koymaktır. Toplu ve rastgele öneri, bonus getirmediği gibi bir sonraki gerçek önerinizin ciddiye alınma ihtimalini de düşürür.
Adayı sürecin dışında bırakmak
Önerdiğiniz kişi sürecin neresinde olduğunu bilmezse hem o kişi hem siz zor durumda kalırsınız. İK'dan gelen bilgiyi adaya iletmek, referans vermenin yazılı olmayan bir parçası.
Türkiye'de durum
Program yaygın, tutarlar ise kamuya açık değil. Şirketler referans bonusu politikalarını kariyer sayfalarında yayımlamıyor; bilgi çalışan el kitabında ya da iç portalda duruyor. Bu yüzden "hangi şirket ne kadar ödüyor" sorusunun internette dürüst bir cevabı yok. Konuyu ayrı bir yazıda ele aldık: Türkiye'de çalışan referans bonusu: kim veriyor, ne kadar ödüyor?
Özet
Çalışan referans programı, şirketin en ucuz ve en hızlı işe alım kanalı; çalışan için ek gelir; aday için de özgeçmişinin gerçekten okunması demek. İşleyişi basit ama tek bir kritik kuralı var: öneri kayda geçmediyse referans yoktur.
Şirketinizde program olup olmadığını nasıl öğreneceğinizi ve bonusu almanın adımlarını Referans vererek bonus nasıl alınır? yazısında adım adım anlattık.
